Bizler insanız ve çok değerliyiz....Sağlığınızın kıymetini bilin...

7 Mayıs 2015

Bir parça buz...













Boynunuzun burasına bir buz küpü koyun ve mucizeye şahit olun.
Vücudunuzun kendini tedavisi ve yeniden enerjiyle dolması ve sizi biraz daha genç ve enerji dolu yapmak için bir buz küpü kullanabileceğinizi düşünemezdiniz değil mi?
Resimde gösterilen boyunla kafanın birleştiği noktaya koyacağınız bir buz küpü bunu gerçekleştiriyormuş.
Bu teknik Çin akupunkturuyla bağlantılı, buz küpünü yerleştirdiğiniz noktanın adı Feng Fu ve anlamı ?
Rüzgar evi?.
Sadece buz küpünü resimde gösterilen Feng Fu noktasında 20 dakika tutun.
Doğal olarak başlangıçta biraz donacaksınız ancak otuz kırk saniye sonra sıcaklığı hissetmeye başlayacaksınız.
Bunu her gün yaptığınız takdirde zindelikle dolduğunuzu hissedeceksiniz. Çünkü buz küpü endorfin hormonunun kanınıza salgılanmasını sağlayacak. Bununla beraber bu tekniğin birçok başka yararı olduğu da söyleniyor.
Örnek Olarak:
* Uyku düzeni;
* Daha iyi sindirme;
* Sık sık grip olmanın önüne geçmede;
* Daha az eklem, diş ve baş ağrısı;
* Daha iyi nefes alma ve daha iyi kardiovasküler sistem;
* Nörolojik rahatsızlıkların tedavisi ve omurgasal sorunlar
* Cinsel yolla bulaşan ve bağırsak hastalıkları;
* Tiroid bezi sıkıntıları;
* Hipo ve hiper tansiyon ve artrit;
* Astım * Besinsizlik ve obezlik;
* Selülit ;
* Cinsel soğukluk, iktidarsızlık, adet dönemi rahatsızlıkları;
* Uykusuzluk, kronik yorgunluk, depresyon, stres ve psiko-duygusal rahatsızlıkların yönetimi; Bu metod söylenildiğine göre vücudun dengesini bulmasını sağlıyor, yani teknik olarak bir ilaç değil ancak tazeleme yöntemi. Sadece şizofreni, epilepsi (sara) hastaları, ve hamilelik döneminde tavsiye edilmiyor.

17 Nisan 2014

Zeytin yaprağı şifadır...

 
 
 
Zeytin ağaçları, dünyadaki en dayanıklı ağaçlardandır. Uzun süreli yaşamlarını büyük ölçüde, kendilerine hastalık ve zararlılara karşı direnç kazandıran "oleuropein" adlı bir madde üretmelerine borçludurlar.
Zeytin ağacının tamamında bulunan ve acı-buruk bir tadı olan oleuropein, zeytinin işlenmesi sırasında uzaklaştırılır. Oleuropeinin içeriğinde bulunan "elenolik asit" ve oleuropein türevi olan ''kalsiyum elenolat'', çok çeşitli mikroorganizma gruplarını uzak tutma özelliğine sahiptir.

Zeytin yaprağı, asırlardır halk ilaçlarında kullanılmaktadır. Örneğin; 1800'lü yıllarda malarya(sıtma) salgınına karşı kullanıldığı bilinmektedir. Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü, zeytin yaprağının, 21. yüzyılın en önemli doğal antimikrobiyal, antiviral bir etkiye sahip çok önemli bir bitki olduğunu belirtmiştir. Bu konuda 69 kitap, 1800'den fazla makale, dergi ve çeşitli yayınlar yapılmıştır.

Zeytin yaprağının dünyadaki en büyük tüketicisi Amerika'dır. En önemli hammadde üreticilerinden biri de Çin'dir.
Yapılan araştırmalara göre zeytin yaprağı, 101 madde içerir. İçindeki en etken madde polifenolik antioksidanlardan biri olan oleuropeindir. Oleuropein, vücutta ''kalsiyum elenolat''a çevrilir. Oleuropeinin içeriğindeki elonoik(eleonik-oleanolik) asidin; antibakteriyel, antifungal ve antiviral özellikleri laboratuvar koşullarında kanıtlanmıştır.
Oleuropeinin, Bacillus anthracis, B. cereus, B. subtilis, E. coli, Helicobacter pylori, Mycoplasma species, Salmonella enteritidis, Salmonella typhimurium, Staphylococcus aureus gibi bakterilere karşı etkili olduğu düşünülmektedir. Oleuropein ayrıca Spiroket adlı bir bakteri cinsinin yaptığı lyme hastalığının belirtilerini azaltır. Iyme hastalığı; vahşi hayvanlar üzerinde bulunan bir kene ile taşınır ve genellikle antibiyotikle tedavi edilen geçici bir artrite neden olur.

Oleuropein aynı zamanda tedavi edici etkiye sahip sekoiridoit (Hipotansif, spazmolitik, antioksidan. Renal ve sindirim eliminasyonunu artırmak amacıyla kull.) bir glikozitdir. Glikozitler, bitkilerin yapraklarında bulunmakla berâber, genellikle meyve kabuk ve kökünde bulunurlar. Polarize ışığı daha çok sola çeviren, renksiz, kristalimsi, acı maddeler olup, su veya alkolde çözünürler. Glikozit yapı, bazı şekerlerle şeker olmayan başka bir maddenin birleşmesiyle ortaya çıkan maddeye verilen addır. Bakterilerin hücre duvarını etkileyerek doğal yolla bağışıklık sistemini güçlendirirler.
ZEYTİN YAPRAĞI ÇAYININ YARARLARI
(Olive Leaf Tea)
2005 yılında Avustralya'da yapılan bir çalışma, zeytin yapraklarındaki anioksidan kapasitesinin, vitamin C'de bulunandan 5 kat fazla, yeşil çay ve üzüm çekirdeğindekinden de 2 kat fazla olduğunu ortaya koydu. Aynı zamanda bu çalışma, zeytin yaprağı ekstraktında bulunan antioksidanların, üzüm çekirdeği ve vitamin E'de bulunan antioksidanlardan, zararlı serbest radikalleri uzaklaştırması bakımından çok daha güçlü olduğunu tespit etti. Zeytin yaprağı, anti-fungal, anti-viral ve anti-bakteriyel bileşiklerce zengindir. Zeytin yaprakları, zeytin yağında bulunan kimyasal bileşiklerin aynısını içermektedir hem de kalorisiz!
Zeytin yaprağı, çay olarak tüketildiğinde vücuda alınan oleuropein, iki enzim tarafından(esteraz ve beta –glukozidaz enzimleri) elenolik aside dönüştürülür. Elenolik asit, daha önce de belirttiğimiz gibi antimikrobiyal etkiye sahiptir. Bakterilerin hücre duvarını etkiler.
Yaprakta bulunan maddeler, zeytinin türüne, uygulanan kültürel tedbirlere, yetiştiği bölgeye ve hasat zamanına göre farklılıklar gösterir. Fenolik(bitkisel kaynaklı besinlerin lezzetine ve rengine etki eden, bir madde) ve flavonait(kansere karşı koruyucu antioksidan) bileşikler, vücudun bağışıklık sistemini güçlendirip hastalıklara karşı dirençli olmasını sağlar. Yaprakta 60-90mg/gr oranında oleuropein bileşiği bulunmaktadır.

Antioksidan Etkisi

Soluduğumuz havadaki oksijen, vücut içinde serbest radikaller adı verilen ve toksik(zehirli) etki gösteren bazı maddelerin oluşmasına neden olur. Demirin paslanması ve balığın sudan çıktıktan sonra ölmesi, oksijenin zararlı etkilerine örnektir. Antioksidanlar, vücudumuzda kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan veya dışarıdan sigara, alkol, kirli hava vs. ile alınan zararlı maddelerin(serbest radikallerin) nötralize edilmesini sağlar. Antioksidanların yardımı ile hastalıkların oluşumu önlenebilir, hormonal denge korunabilir, yaşlanma süreci geciktirilebilir. Zeytin ürünlerinde bulunan biyofenoller, insan hayatı için önemli olan antioksidan, antimikrobiyal ve serbest radikallere karşı aktivite göstermektedir.

Damarlar Üzerine Etkisi

Canlı vücudunda(İnvivo) şartlarda yapılan birçok çalışma; oleuropeinin, vasodilator(damar genişletici) etki yaptığını, tansiyonu düşürdüğünü ve anti-aritmik özellik gösterdiğini ortaya koymuştur. Aynı zamanda LDL kolesterol seviyesinde düşmeye neden olduğu sonucuna varılmıştır. Kalp rahatsızlıklarında zeytin yaprağı çayı ile iyi sonuçlar elde edilmektedir. Laboratuvar ve klinik çalışmaların sonucu olarak zeytin yaprağı çayının; kalp yetmezlikleri, damar tıkanıklıkları üzerinde de etkili olduğu bulunmuştur. Zeytin yaprağı, kalbe olan kan dolaşımını arttırır. Kalp kasının pompalama hareketini geliştirilerek, kalp krizlerini önlemeye yardım eder. Zeytin yaprağında bulunan fenolik bileşiklerin, damar içi plak oluşumunu engellediği saptanmıştır.
Hypoglisemik Etkisi (KŞSD)

Yapılan in-vivo çalışmalarda, zeytin yaprağının etken maddesi oleuropein, hipoglisemik etki göstermiş ve yüksek kan şekeri seviyesinde düşme gözlenmiştir.

Anti-Viral Etkisi

Zeytin yaprağındaki etkin bileşiklerin, virüs enfeksiyonları (nezle, grip vs) üzerindeki etkisi araştırılmış ve düşük konsantrasyonlarda dahi etkili olduğu saptanmıştır. Yapraktaki, oleuropein içeriği dolayısıyla HIV(AIDS'e yol açan virüs) Protease enzimini((HIV'in önemli bir yapı parçası)) ve Viral Reverse Transcriptasi'yi engeller. Bu da virüslerin kopyalanmasını engelleme kabiliyeti anlamına gelir. Son yıllarda HIV virüsü taşıyan AIDS hastaları tarafından alternatif tedavide de kullanılmaya başlanmıştır. Zeytin yaprağı özütünün bu hastalarda ilaç tedavisini tamamlayıcı olarak kullanılması, bağışıklık sistemini güçlendirici, kronik yorgunluğu azaltıcı, tıbbi tedavinin etkisini artırıcı etkisinden kaynaklanmaktadır.
Zeytin yaprağı, Epstein Barr hastalığı(herpes türü bir virüs) gibi tedavisi zor viral enfeksiyonların tedavisinde yardımcı olur. Kronik rahatsızlıklar çeken, immün sistemi zayıflamış, sağlıklarını kazanmak için ekstra desteğe ihtiyacı olan insanlar için faydalıdır. Zeytin yaprağı, virüsleri yok etmeğe iki şekilde yardım eder. Birincisi virüsün çoğalma yeteneğine müdahale ederek virüsün yayılmasını önler. İkincisi ise immün sistemini daha fazla hastalıkla savaşan hücre üretmesi için destekler.

Üriner Sistem Enfeksiyonları
Yaprakları, taşıdığı flavon glikozitleri(acı maddeler) nedeniyle idrar söktürücüdür. Yapraklar ve gövde kabuğu, %5 çay (infüzyon) halinde iştah açıcı, idrar söktürücü ve ateş düşürücü olarak kullanılır.

Metabolizma

Oleuropein içeriği dolayısıyla kronik yorgunluk sendromunun bazı semptomlarını azaltır. Bu kronik yorgunluk sendromunda etkisi fazlaca olan mycoplasma bakterisinin zeytin yaprağınca elimine edilmesinden kaynaklandığı düşünülmektedir.

Sindirim sistemi

Zeytin yaprağı, zararlı bakteriler yüzünden oluşan ishalleri hafifletir. Ülserdeki mide asidi salgısını azaltır. Peptik ülserleri azaltır. Besinlerin barsak emilimini arttırır. Kabızlığı önler. Yaprak ve kabukları, bağırsaktaki solucanları düşürür. İnfüzyonu iştah açıcıdır.
Solunum sistemi

Zeytin yaprağı, bahar nezlesini azaltır. Farenjiti hafifletir, zararlı mikroorganizmalarla oluşan ve enfeksiyona sebep olan pnömoninin birçok şeklini zayıflatır. Kronik sinüzitler için oldukça iyi bir iyileştiricidir. Tonsillitlere faydalıdır. Zeytin yaprağı, romatoid artriti, alerjileri ve fibromiyaljiyi(yumuşak doku romatizması) hafifletir.

Deriyi Besler-Korur

Zeytin yaprağı
, derideki çizgilerin ve kırışıklıkların görünümünü hafifletir. Zeytinin yaprağından ve meyvesinden elde edilen sabun, şampuan gibi temizlik maddeleri, kozmetik dünyasının en çok tercih ettiği ürünler arasındadır. Hücre yenileyici özelliği sayesinde cilt yaşlanmalarına karşı koruyucu, canlandırıcı, etkiye sahiptir. Cildin nemli kalma yeteneğini arttırır. Cildi sıkılaştırır ve esnekliğini arttırır ve selülit giderici etkileri vardır. Cildi, Güneş ışınları ve çeşitli dış faktörlere karşı koruyucudur.

Zeytin yaprağı ilaçları, yalnız insan sağlığı için değil, hayvan sağlığında da kullanılmaya başlanmıştır. Evcil hayvanların hazır mamalarında ve bitkisel ilaçlarında hem doğal antibiyotik hem de antiparazitik etkisi sebebiyle yurt dışında kullanılmaktadır.
Aspergillus mantarları tarafından üretilen aflatoksinin engellenmesinde, Oleuropein kullanımı ile ilgili araştırmalar yapılmaktadır. Psoriasis(sedef) hastalarının durumlarında gelişmeler sağlar. Zeytinin yaprakları kaynatılarak elde edilen zeytin yaprağı çayı ile gargara yapılırsa, diş ağrılarını hafifletir ve diş etlerini kuvvetlendirir.

Düzenli olarak hastalıklardan korunma amaçlı tüketilebileceği gibi doğrudan hastalıkların tedavisinde de kullanılabilir.
Özetle: Zeytin yaprağı, halihazırda diyabette, hipertansiyonda, kardiyovasküler rahatsızlıklarda, gripte, üriner sistem rahatsızlıklarında, kronik halsizlikte, hastaların nekahat döneminde, kolesterolün düşürülmesinde, dejeneratif eklem rahatsızlıklarında, bursit(eklem bölgelerinde ağrılı şişlikler), sinüzit ve vücudun doğal bağışıklık sisteminin desteklenmesinde kullanılmaktadır. Pek çok marka zeytin yaprağı içerikli bitkisel ilaç piyasada hazır preparatlar olarak satılmaktadır. İçeriklerinde genel olarak % 6-20 Oleuropein bulunmaktadır. Ancak, bazı literatürlere göre bu konuda ise bir standardizasyon yoktur.

Zeytin yaprağı
nın, su, aseton, etil asetat ve etil alkol ekstraktları, minimum bakterisidal konsantrasyon (MBC), minimum inhibitör konsantrasyon (MIC) ve diskdiffüzyon metodları kullanılarak, in-vitro olarak antimikrobiyel aktiviteyi belirlemek amacıyla kullanılmıştır. Anti-mikrobiyel aktivite, gram pozitif bakterilerler üzerinde (Bacillus cereus, Enterococcus faecalis, Staphylococcus aureus, Lactobacillus plantarum, Lactobacillus brevis, Lactobacillus bulgaricus, Streptococcus thermophilus, Pedioccus cerevisiae, Leuconostoc mesenteroides) ve gram negatif bakteriler(Salmonella typhimurium, Salmonella enteritidis, E. coli, Pseudomonas aerogenosa, Klebsiella pneumoniae, Acetobacter spp.) üzerinde denenmiş ve tartışılmıştır.
Zeytin yapraklarının su ekstraktı, test mikroorganizmaları üzerine herhangi bir antimikrobiyel etki göstermemesine karşın; aseton ekstraktı, 15 test bakterisinden Salmonella enteritidis, Bacillus cereus, Klebsiella pneumoniae, E. coli, Enterococcus faecalis, Streptococcus thermophilus ve Lactobacillus plantarum üzerine inhibitör etki göstererek en iyi sonucu vermiştir. Zeytin yaprağı ekstraktının kimyasal metotları GC-MS ve HPLC gibi spektrofotometrik metotlar kullanılarak yapılmıştır.
Zeytin Yaprağının Başka Etkileri
Vücuttaki yağ bezelerini ve tümörleri eritir, gelişmesini engeller. Safra taşı ihtimalini azaltır. Pankreas salgısını uyarır.
Çocuklarda kemik gelişimine yardım eder.  Osteoporozu önleyicidir. Ödem oluşmasını önler. Astım, kolon kanseri, prostat, menopoz, göğüs kanseri riskini düşürür. Sinir sıkışmasının giderilmesinde etkilidir. Kulak Enfeksiyonlarında, Hepatit A,B,C de etkilidir. Zonaya iyi gelir.
Zeytin Yaprağı Çayının Kullanım Önerileri
Yaprakların çayı ve tentürü kullanılır. Zeytin yaprağı çayı, yumuşak, aromatik ve lezzetlidir. İnce bir dilim limon ve bal ekleyerek ya da diğer bitkisel çaylarla karıştırarak değişik lezzetler elde edilebilir. Edremit'te zeytin çiçeği çayı da üretilmektedir.
ZEYTİN YAPRAĞI EKSTRAKTI
(Oleaeuropaea)
Zeytin yaprağı ekstraktı, zeytin yaprağının aktif bileşenlerini elde etmek amacıyla hazırlanan yeşil toz görünümlü yaprak özüdür. Ekstrakt(öz), zeytin ağacı yapraklarından fiziksel ve kimyasal ekstraksiyon metotlarıyla elde edilir. Zeytin ve zeytin yaprağı ekstraktında bulunan ve antimikrobiyal özellik gösteren bileşikler; phidroksibenzoik asit, vanilik asit, kafeik asit, protokateşik asit, sirinjik asit, p-kumarik asit, oleoropein, kuersetin, tirosol, hidroksitirosol ve elenoik asittir.
Zeytin Yaprağında Bulunan Bileşikler
1) D- Acetoxpinoresinol
2) D-1-Acetoxpinoresinol-4¹ Beta -D-Glucoside
3) D-1-Acetoxpinoresinol-4¹¹-O-Methyl-Ether
4) Aesculetin
5) Aesculin
6) Beta-Amyrin
7) Apigenin
8) Apigenin-7-Glucoside
9) Apigenin-7-Di-O-Xyloside
10) Arabinose
11) Arachidic-Acid
12) Ash
13) Boron
14) Caffeic-Acid
15) Caffeyl-Glucose
16) Calcium
17) Carbohydrates
18) Beta-Carotene
19) Catechin
20) Catechol-Melanin
21) Choline
22) Chrysoeriol-7-O- Glucoside
23) Cinchonidine
24) Cinchonine
25) P-Coumaric-Acid
26) Crataegolic-Acid
27) Cyanidin-3-Glucoside
28) Cyanidin-3- Monoglucoside
29) Cyanidin-3-Rhamnosyl- Glucosyl-Glucoside
30) Cyanidin-3-Rutinoside
31) (+)-Cyclo-Olivil
32) Demethyloeurpein
33) Dihydrocinchonine
34) 3,4 -Dihydroxyphenyl-Ethanol-4-Diglucoside
35) 3,4 -Dihydroxyphenyl-Ethanol-4- Monoglucoside
36) 3,4 -Dihydroxyphenyl-Ethanol
37) Dihydroxyphenyl-Propane
38) Diosmetin
39) Elenolide
40) Erythrodiol
41) Esculetin
42) Esculin
43) Estrone
44) Fat
45) Fiber
46) Fructose
47) Galactose
48) Galacturonic-Acid
49) Glucose
50) D-1-Hydrxypino-Resinol
51) Hydroxytyrosol
52) Iron
53) Kaempferol
54) Kilocalories
55) Ligustrolide
56) Linoleic-Acid
57) Luteolin
58) Luteolin-4-O-Glucoside
59) Luteolin-5-O-Glucoside
60) Luteolin-7-O-Glucoside
61) Luteolin Tetraglucoside
62) Mannitol
63) Maslinic-Acid
64) Methyl-Delta-Maslinate
65) Myristic-Acid
66) Oleanolic-Acid
67) Oleic-Acid
68) D-1-Hydroxypino-Resinol-4¹¹-O-Methyl- Ether
69) Oleoside
70) Oleoside-7-Methyl-Ester
71) Oleuropeic-Acid
72) Oleuropein
73) L-Olivil
74) Olivin
75) Olivin-41-Diglucoside
76) Paeonidin-3-Glucoside
77) Paeonidin-3-Rhamnosylglucosyl -Glucoside
78) Palmitic-Acid
79) Pectin
80) Phosphorus
81) Potassium
82) Protein
83) Protocatechulic-Acid
84) Quercetin
85) Quercetin-3-O-Rhamnoside
86) Quercetin-3-Rutinoside
87) Quinone
88) Rhamnose
89) Rutin
90) Beta-Sitosterol-Glucoside
91) Sodium
92) Squalene
93) Stearic-Acid
94) Tannins
95) Alpha-Tocopherol
96) Gamma-Tocopherol
97) Tyrosol
98) Uvaol
99) Verbascoside
100) Vanillin
101) Water
Bu öz; tabloda verilen tüm bileşikleri saf olarak içermekle beraber 250 mikrogram A vitamini, 40 mikrogram selenyum, 250 miligram C vitamini, 20 mg Askorbil-palmitat bulundurmaktadır. Bu yeni fitokimyasal(bitkilerin içinde bulunan kimyasallar), meyvelere, sebzelere, tahıllara, baklagillere renk ve lezzet veren, hastalıklara karşı doğal korumayı sağlayan, sağlığı geliştirici besinlerdir. Güçlü antioksidanlardır ve vücudun kalp krizi ve kanser dahil çeşitli hastalıklara karşı korunmasına yardımcı olurlar. Ekstrakt, sağlık açısından son derece faydalı ve non-toksik özelliğe sahiptir. Kullanımı zeytin yaprağı çayına kıyasla kolay ve kullanım alanı oldukça geniştir.

Zeytin yaprağı özü, zeytin yaprağının bileşenlerini konsantre olarak ihtiva etmektedir. Yani, 1 gr yaprakta yaklaşık %5 oleuropein bulunurken, 1 gr zeytin yaprağı ekstraktında bu oran % 20'lere kadar çıkmaktadır.
Yapılan bir araştırmada, zeytin yaprağı ekstraktı, yüksek kan basıncını ve kolesterolü önlemeye yardımcı olabildiği anlaşıldı. İsviçre ve Almanya'dan araştırmacılar yüksek kan basıncına sahip 20 tek yumurta ikizleri ile pilot bir çalışma başlattı. Kişilere ya placebo kapsülü ya da zeytin yaprağı ekstraktından, 500 mg veya 1000 mg dozda verildi. İkiz çiftleri farklı tedavilere tabii tutuldu. Kişiler, 8 hafta ekstrakt aldıktan sonra, kan basıncını ölçtü. Çalışma, zeytin yaprağı ekstraktının, insanlarda anti-hipertansif özellik gösterdiğini ortaya koydu. Araştırma, "Phytotherapy Research" bülteninde yayımlandı. Moleküler biyolojist ve araştırma başkanı Tania Perrinjaquet-Moccetti, yapılan çalışma hakkında şunları söyledi:
''Her ikiz çifti üyesinden birine, zeytin yaprağı ekstraktı içeren tabletler verilirken, diğeri tablet almadı. Fakat, daha düşük kan basıncının olması için gerekli yaşam stili tavsiye edildi. Destekleyici tablet kullanıcılarının yarısı, her gün 500 mg zeytin yaprağı ekstraktı alırken, diğer yarısı da 1000 mg aldı. Sekiz hafta sonra, çalışmada yüksek dozda destekleyici tablet kullanıcıların kan basınçlarında 137/80'den, 126/70'e somut bir düşüşün olduğu saptandı. Aynı zamanda, onların kötü LDL kolestrol düzeyinde de düşüş görüldü. Tam tersi, destekleyici almayan ikizlerin kan basınçlarında önemli bir değişim gözlenmedi ve de kolestrolde çok küçük bir değişim görüldü.''
Antioksidan Özelliği
Zeytin yaprağı ekstraktı, yüksek antioksidan aktiviteye sahiptir. Bu etki oleuropein bileşiğiyle beraber tabloda verilen diğer fenolik bileşiklerin sinerjik etkileri sonucu meydana gelir. Vitamin C ve E'nin gösterdiği antioksidan aktivitenin yaklaşık 2,5 katı kadar daha yüksek bir antioksidan aktiviteye sahiptir.

Zeytin yaprağı ekstraktı, kardiyomiyopati(kalp adalesinin hastalıkları) hastalarında, kalp fonksiyonunu geliştirir.
Zeytin yaprağı ile ilgili çalışmalar devam etmekle beraber yaprak extraktı; soğuk algınlığından, aşırı yorgunluğa, AIDS'ten, kansere kadar birçok hastalığa iyi gelmektedir. Halk arasında değişik hastalıklara karşı kullanımı yaygınlaşmaktadır. % 6-15 oranında oleuropein içeren kuru zeytin yaprağı ekstraktı ticari olarak satılmaktadır.
Antimikrobiyel

Markin D. ve arkadaşları, bakterilere ve funguslara karşı zeytin yapraklarının antibakteriyel etkisini araştırdılar.Test edilen mikroorganizmalara, diyalizle elde edilen çeşitli konsantrasyonlardaki zeytin yaprağı suyu ekstraktı aşılandı. %0.6 (w/v) zeytin yaprağı suyu ekstraktı, 3 saat içinde test edilen bütün bakterileri öldürdü. Dermatofitler, %1.25 (w/v) ekstrakt muamelesi ile 3 gün sonra inhibe olurken, Candida albicans, %15 (w/v) varlığında 24 saat inkübasyondan sonra öldü. Escherichia coli hücreleri de benzer muameleye tabi tutuldu ve sadece %0.6 (w/v) zeytin yaprağı ekstraktı hücre yapısını tamamen bozmaya yetti. Çalışmadan elde edilen bu sonuçlar, zeytin yapraklarının antimikrobiyel potansiyel taşıdığını ortaya koyuyor.

Anti-Fungal
Fungal sporlar çevremizde bulunuyorlar. Pek çok insan tekrarlanan fungal veya maya mantarı enfeksiyonlarından acı çekiyor. Funguslar en zayıf anımızda (yani bağışıklık sistemimiz zayıfladığında) saldırıya geçiyor. Vücudumuzda çeşitli tipte enfeksiyonlara sebep oluyorlar. Bu sebeple, funguslarla mücadele etmek için güvenli bir anti-fungal ajana ihtiyaç duyarız. Zeytin yaprağı ekstraktının anti-fungal ajan olduğu ispatlandığından beri anti-fungal tedavilerde kullanılmaktadır.
Batı Avrupa'da özellikle Macaristan'da yapılan araştırmada, candidanın sebep olduğu fungal enfeksiyonlara maruz kalmış insanların günlük zeytin yaprağı ekstraktı tüketimi büyük yararlar göstermiştir. Dört hafta sonra, uzun süredir bu tip sağlık problemi çeken insanlarda bir iyileşme rapor edildi. Macaristan ve diğer Baltık ülkelerinde düzenli olarak zeytin yaprağı ekstraktı ile hastalar tedavi edilmektedir.

Zeytin yaprağı ekstraktı; malarya ve menenjiti iyileştirmede faydalıdır. Fagosit aktivitesini ve üretimini uyarır, içeriğindeki oleuropein, kalsiyum elenolate hidroliz olarak birçok virüsü baskılar ve inhibe eder. AIDS'e sebebiyet veren HIV virüsünün kopyalanmasını baskılamada yardımcı olur. Yine soğuk algınlığına sebep olan virüslerin kopyalanmasını baskı altında tutmaya yardımcı olur.

Obeziteye Karşı
Zeytin yaprağı ekstraktının, tavşanlardaki yağ depolarını azalttığını ilk kez gösteren çalışma, Southern Queensland Üniversitesi tarafından yürütülmektedir ve çalışma American Journal of Nutrition bülteninde yayınlanmıştır. Fitokimyasal oleuropein, yaprakta daha büyük miktarda iken, zeytin yağında daha düşük miktarda bulunuyor.
Southern Queensland Üniversitesi'nden Prof. Lindsay Brown tarafından yürütülen çalışmada, fareler 8 hafta boyunca yüksek karbohidrat ve yağ diyeti ile beslendi. Fareler, abdominal yağlanma, karaciğer yağlanması, hipertansiyon ve glukoz toleransının azalması gibi metabolik sendrom işaretleri oluşturdular. Daha sonraki 8 haftada zeytin yaprağı ekstraktı ilaveli kahve verilen fareler, normal kahve verilen farelerle karşılaştırıldığında kardiyovasküler, karaciğer ve metabolik rahatsızlıklarında iyileşme gösterdi.
Dr. Brown, zeytin yaprağı ekstraktının anti-inflammatory özelliğinden dolayı kilo kaybına neden olduğunu söylüyor. Yeşil çay, aspirin türevleri ve ibuprofenin de benzer bir kilo kaybı etkisi gösterdiği düşünülüyor. Biyokimyacı Greg Jardine, zeytin yaprağı ekstraktı ürünlerinin kilo kaybına neden olduğunu ve ayrıca fareler üzerinde alınan sonuçların beklenenleri aştığını ifade etti.
Cytomegalovirus'ün büyümesini bloke eder. Sitomegalik İnklüzyon Hastalığı, Tükrük Bezi Virus Hastalığı veya CMV enfensiyonu denilen tablo, Herpes virüs ailesinden olan bir DNA virüsü tarafından oluşturulmaktadır. Epstein - Barr virüsünün(Herpes virüsüne benzer bir DNA virüsü. İnfeksiyöz Mononükleozis: Etken; herpes virus ailesinden, 180-200 nm. çapında zarflı bir virus. En fazla çocuklarda ve genç erişkinlerde görülen akut lenfoproliferatif bir hastalıktır) büyümesini bloke eder. Herpes Simplex(ağızda yara-uçuk) virüs Tip 1 ve 2'yi inhibe eder. Herpes zoster(nevralji: Sinir ağrısı, sinir yollarının biri boyunca duyulan şiddetli ağrı spazmlarından oluşur) virüsünü inhibe eder. (Zona olarak da bilinen Herpes Zoster su çiçeği virüsünün yaptığı bir enfeksiyondur.) Bu nedenle zonanın(Gece Yanığı: Suçiçeği geçirildikten sonra konak sinir hücrelerinde bekleyen virüsün, yeniden aktive olması ile ortaya çıkmaktadır) tedavisinde faydalı olur. Palio virüslerinin 3 formunu da engeller.

Zeytin yaprağı ekstraktı oleuropein içeriği dolayısıyla Flatworm, Hookworm, Roundworm ve Tapeworm gibi bir çok bağırsak parazitini engeller veya öldürür.
Kozmetikte ise zeytin yaprağı ekstresi içeren ürünler antioksidan etkileriyle cilt bakımında kullanılmaktadır, antiaging kürlerinin hemen hepsinde yer alır. Zeytin yaprağı ekstresi, antibiyotiklerle tedavi edilemeyen bazı nezle ve gripler için son derece faydalı bir bitkisel kaynaktır. Gribe sebep olan virüslerin kopyalanmasını baskılamada yardımcı olur.

BİTKİSEL BOYACILIKTA KULLANIMI

Boyamacılık açısından zeytinin yaprakları ve taze sürgünlerinden yararlanılır. Çeşitli mordanlar ile farklı renkler elde etmek mümkündür. Şap mordanlı yünler sarı renk alır. Krom mordanlı yünle kahverengi elde edilir. Saçıkıbrıs(Anadolu'da taş kara boya adıyla bilinmektedir) mordanlı yünler ise yeşil ile gri arası bir renk alır. Türkiye ve Dünya'nın birçok yerinde 27 cinsi ve yaklaşık 600 türü bulunan zeytinin, sağlık açısından faydalı olmasının yanı sıra ekonomik yönden de en fazla kazanç sağlayan ürünler arasında yerini korumaktadır.

Meyvesinden kahvaltılık ve yağ, çekirdeğinden de kışlık yakacak elde edilmesiyle de zeytinin her bir parçası çöpe gitmeden değerlendirilir.
ZEYTİN ÇEKİRDEĞİ

Zeytin çekirdeğinde de aynı üzüm çekirdeği gibi, antioksidan, anti kanserojen, anti inflamatuvar olan maddeler bulunur. Zeytinyağını diğer yağlardan farklı kılan maddeler, en yoğun halleri ile zeytin çekirdeğinin içerisinde bulunur. Herhangi bir zeytin çekirdeğinin her iki ucu hafifçe törpülenirse, çekirdeğin içinin oyuk olduğu ve içerisinde pıhtılaşmış veya çok koyu kıvamlı bir yağ olduğu görülür. Bu maddelerin çekirdekteki konsantrasyonu %80'lere varan miktarlardadır. Zeytin çekirdekleri öğütülerek de yutulabilir.
Zeytinin dışındaki ince zarını mide eritemez, bu nedenle çiğnenmelidir. Çiğnenmeden yutulduğu takdirde sindirim sistemi, zeytini olduğu gibi dışarı atmaya çalışır. Bulgar ve ABD'li bilim adamlarının yaptıkları araştırmalarda, zeytin çekirdeğinin boğaz boşluğundan mideye inene kadar eridiği, gerek denekler üzerinde yapılan çalışmalar gerekse cihazlarla tespit edildiği belirtilmiştir. Hazmı en kolay olan yiyecek maddesi zeytin çekirdeğidir. Mide özsuyu zeytin çekirdeğini çok kısa bir sürede parçalayarak saf, şifalı zeytinyağına ulaşır ve geriye kalan posa ise bağırsakları onararak rahatlatır. 1985'li yıllarda başlayan araştırmalar bugüne kadar devam ettirilmektedir.
Midesinde yanma olan kişiler, zeytin çekirdeğini yuttuktan sonra rahatladıklarını ifade etmişlerdir. Zeytin çekirdeği yutulduğunda iç organlarda oluşabilecek kanserojen hücre riskini azalttığı iddia edilmektedir. Zeytin çekirdeği yutan kişilerde basur problemiyle karşılaşılmamıştır. Kabızlığı ve basur kanamasıengeller. Ülser, gastrit, hazımsızlık gibi mide problemlerine iyi gelir. Bağırsak ve sindirim yollarını düzenler, bağırsak iltihabını giderir. Prostat oluşumunu engeller. Yüksek tansiyonu dengeler. Karaciğer iltihaplanmasını giderir. Damar sertliği gelişmesini ve damar tıkanıklığını önler. Kolesterolü dengeler. Diyabetli hastalara faydalıdır.

20 Mart 2013

MİADI DOLAN İLAÇ ZEHİRDİR...


 

İlacın raf ömrünün uzun olması önerisine Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Ahmet Oğul Araman'dan sert tepki geldi...

İlacın miadının bilimsel çalışmalarla belirlendiğini, bu sürenin de ortalama 2-3 yıl olduğunu belirten Araman, ''İçerdiği etken maddenin yüzde 10'unu bile kaybeden ilaç artık ölüdür, yarardan çok zarar verir'' uyarısında bulundu.

İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı ve Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Ahmet Oğul Araman, bir eczacı örgütünce dile getirilen, ''İlaçların gerçek son kullanma tarihinin daha uzun olduğu, bu sürenin üretici talebiyle değil bilimsel yöntemlerle belirlenmesi gerektiği'' önerisini değerlendirdi.

Böyle bir görüşün bir eczacı tarafından dile getirilmesinin kendisini üzdüğünü ifade eden Araman, zamanla fiziksel, kimyasal ve fiziko-kimyasal bozulmaya uğrayan ilaçların da tıpkı insanlar gibi yaşlandığını belirtti.

Kimi zaman ambalajında belirtildiği gibi saklanmayan ilaçların zamanından önce bozulduğuna dikkati çeken Araman, şu bilgileri aktardı:

''İlaçların raf ömrü bilimsel çalışmalarla belirlenir. Bu süre de ortalama 2-3 yılı geçmez. İlacın üreticisi, Sağlık Bakanlığı'na raf ömrü için süre bildirimini bilimsel araştırmalara dayandırarak sunar. Bilimsel çalışma, ilacın farklı ısı ve basınca maruz kaldığı farklı ortamlarda yürütülür. Yapılan bilimsel araştırma 2 yıllık ise ve gereken verilere sahipse raf ömrü 2 yıl, 3 yıl ise 3 yıl olarak verilir. Uluslararası kabul gören ve 'T-90' diye adlandırılan kurala göre, içindeki etken madde miktarı yüzde 90'a düşen ilaç gücünü kaybetmiş sayılır. Son kullanma tarihi belirlenirken etken maddenin yüzde 90'a düştüğü zaman dikkate alınır. İçerdiği etken maddenin yüzde 10'unu bile kaybeden ilaç artık ölüdür, yarardan çok zarar verir.''

Sağlık Bakanlığı'nın ilaçların miadını belirlerken dünyada kabul gören bu kuralı uyguladığını vurgulayan Araman, ''Bakanlık halkın sağlığını korumakla yükümlüdür. Bakanlığın üzerinde ilaç firmalarının baskısı söz konusu olamaz'' diye konuştu.

Neden T-90?

Yüzde 10 gibi küçük bir orandaki etken madde kaybının bile ilacın etkinliğini kaybetmesi hatta zararlı hale gelmesi anlamına geleceğine dikkati çeken Araman, ''Bu yüzde 10'luk parçalanma sonucu karaciğer ve böbreğe olumsuz etki eden ürünler ortaya çıkabilir. İlacın miadını uzatalım derken organ yetmezliğine kadar giden olumsuz sonuçlar ortaya çıkabilir'' uyarısında bulundu.

''İlaçların gerçek son kullanma tarihinin daha uzun olduğu'' açıklamasının halkta yanlış bir kanı oluşmasına neden olabileceğini ifade eden Araman, ''Bir eczacıdan bu açıklamayı duyan vatandaş, miadı dolup zararlı hale gelen ilacı kullanırsa ne olacak? Bu tür açıklamaları yaparken çok dikkatli olunmalıdır'' şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Araman, vatandaşlara, ''miadı dolan ilaçları hiçbir şekilde kullanmamaları' çağrısında bulundu.

15 Şubat 2013

Kolestrol yalan mı?.



‎'Kolestrol 300 milyar bir dolarlık yalan mı?'
Dünyaca ünlü kolesterol uzmanı Philippe Even, "kötü kolesterol"ün ilaç endüstrisinin ürettiği bir yalan olduğunu ...iddia etti. İlaç şirketlerinin son 15 yılda "kolesterol yalan"ı ile 300 milyar dolar kazandığı belirtildi.
"Kolesterol sanıldığı gibi öldürücü değil, damarları tıkamıyor", "Kötü kolesterol ilaç endüstrisinin ürettiği bir yalan".

Bu ifadeler Fransa ve dünyanın en ünlü kolesterol uzmanlarından biri olarak gösterilen Profesör Philippe Even'e ait.

Even'in, 21 Şubat'ta Fransa'da piyasaya çıkacak "Kolesterol Hakkında Gerçek" adlı kitabı daha şimdiden büyük tartışma ve şaşkınlık yaratmış durumda.

Zira Even, kitabında, kolesterolün kesinlikle sanıldığı gibi insan sağlığı için zararlı olmadığını, damarları tıkamadığını, kalıtsal ve aşırı olanları dışındakilerin ölüme yol açmadığını tam tersine vücüt için kesinlikle gerekli olduğunu savunuyor.

'KÖTÜ KOLESTEROL' KAVRAMI YOK

Fransız profesör kötü kolesterol diye bir kavramın olmadığını da söylüyor. Profesör Even'e göre, kötü kolesterol ilaç endüstrisinin yarattığı bir yalandan başka bir şey değil.

Profesör Even kolesterol düşürücü olarak kullanılan ve statin olarak tanınan hapların da vücüt için yaşamsal öneme sahip olan kolesterol üretimini engellediğini ve bu nedenle yüksek dozda alınması halinde bünye için olumsuz sonuçlara yol açacağını belirtiyor.

'İLAÇ ŞİRKETLERİ İÇİN ÇALIŞIYORLAR'

Dev ilaç firmaları ve laboratuarları kolesterol konusunda yalan söylemekle suçlayan Profesör Even, kolesterol düşürücü ilaçlar sayesinde ilaç endüstrisinin son 15 yılda 300 milyar dolar kazandığını söylüyor. Fransız uzman, kolesterolün zararları üzerine bilimsel makalelere imza atan bilim insanlarının da "ilaç endüstrisi hesabına çalıştıklarını" iddia ediyor.

'BU ADAM YA ÇILGIN YA DA...'

Profesör Even'in ifadelerini bu haftaki sayısında kapağına taşıyan Fransız Le Nouvel Observateur dergisi, konu hakkında "Bu adam ya bir çılgın ya da tüm ilaç tarihinin en büyük teşhis hatasıyla karşı karşıyayız" yorumunda bulundu.

Geçmişte Fransa'nın en ünlü tıp fakültesi olarak bilinen Necker'de yıllar boyu dekanlık yapmış olan Profesör Even, şu anda Necker Tıp Enstitüsü'nü yönetiyor.

'KOLESTEROL ŞÜPHECİLERİ'

Kolesterolün sağlığa zararlı olmadığı tezi sadece Profesör Even'e tarafından değil dünya genelinde ilaç endüstrisinden bağımsız çalışan çok sayıda bilim insanı tarafından savunuluyor. Bu bilim insanları 2002 yılında "Kolesterol Şüphecileri" (Thincs) adı altında dünya genelinde bir şebeke oluşturmuştu.